Unutmayın, gaibi yalnızca Allah bilir. Kulların ki, zan ve tahminden ibaret...
11 Eylül saldırısı ve Rusya'nın Gürcistan'ı işgali gibi önemli olayları önceden bilen görme engelli Bulgar Baba Vanga, yaşadığı dönemde Bulgar devleti tarafından maaşa bağlanmış resmi devlet kahiniydi.
Yaptığı kehanetlerle dünya çapında ünlenen Baba Vanga isimli kadını Hitlerin ziyaret ettiği, KGB'nin ise birçok konuda ona danışmaya geldiği biliniyor.
Baba Vanga'nın Gerçekleşen Kehanetleri
"İki çelik kuş kulelere çarpacak, gökyüzü aydınlanacak" (11 Eylül saldırıları)
"Kursk su altında kalacak, bütün dünya arkasından ağlayacak" (2000 yılında 118 Rus askerine mezar olan denizaltının adı)
"Vladimir'in (Putin) zaferi dünyada her şeyi etkileyecek" (Rusyanın Ukrayna'yı İşgali)
"İklimler değişecek"
"Amerika'nın 44'üncü başkanı siyah olacak. Siyahi liderin gelmesinden kısa süre sonra ülke büyük bir ekonomik krize girecek, dünyaya barış değil, felaket getirecek"
2011 – Hayvan ve bitkiler yok olma noktasına gelecek. Müslüman ülkeler kimyasal silahlar kullanacak
2014 – İnsanlığın yarısı kanserle boğuşacak.
2016 – Avrupa'nın nüfusu azalacak.
2018 – Dünyanın yeni hakimi Çin olacak
2043 – Müslüman bir devlet Avrupa'ya hükmedecek
2046 – Hastalıklı her organın yerine yenisi yapılacak.
2076 – Bütün dünyada sınıfsız bir komünizm sistemi yerleşecek.
2088 – Bütün hastalıklar birkaç saniyede tedavi edilecek
2097 – Kimse yaşlanmayacak
TAHMİNLER BUNUNLA SINIRLI DEĞİL
Dünyanın en çok sözü dinlenen stratejik araştırma şirketlerinden Stratfor'un kurucusu siyaset bilimci Dr. George Friedman Ocak ayının sonunda yeni bir kitap çıkardı: Gelecek 100 Yıl- 21. Yüzyıl için Öngörüler (The Next 100- A Forecast for the 21st Century). Kitapta inanılmaz senaryolar var. Mesela Rusya ve Çin gerileyip çöküyor, Üçüncü Dünya Savaşı çıkıyor ama uzayda gerçekleşiyor. Üstelik Türkiye de olayların merkezinde. Çünkü Ortadoğu, Balkanlar, Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'ya hakim bir imparatorluğa dönüşüyoruz yeniden, hilafeti de canlandırmışız, ABD'nin sinirini bozuyoruz. İşte Friedman'ın kehanetleri.
RUSYA'NIN SONU GELİR
2010-2020 arasında Rusya güney sınırını genişletir, Gürcistan'ı içine alarak yeni komşusu Ermenistan'la ilişkileri sıkılaştırır. Bu durum Türkiye'ye Soğuk Savaş döneminde yaşadığı tatsızlıkları anımsatır. Bu kez karşılık verecektir, ulusal güvenliğini sağlamak için Kafkasya'daki sınırlarını gerektiği kadar ilerletecektir.
Rusya'nın Kafkasya'da ilerlemesi elbette Türkiye kadar ABD'yi de rahatsız eder. Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Romanya, Rusya'nın Avrasya hakimiyetine karşı ABD'yle her türlü anlaşmayı yapar. Böylece Soğuk Savaş gibi, yeniden Amerika-Rusya arasında bir sınır çizilir, ama bu kez Berlin'de değil, Karpat Dağları'nda. Ama endişelenmeye gerek yoktur çünkü Rus ordusu ve ekonomisi giderek zayıflar. 1917 ve 1991'de olduğu gibi bu kez 2020'de çöker.
ÇİN KAĞITTAN KAPLAN
Şu anda herkesi korkutan Çin'in ekonomik büyümesi, uzun vadede kárlı değildir. Dev ülke, ekonomik krize girer ve dünya lideri olma ihtimali ortadan kalkar. Ekonomik kriz, 2010'un sonlarında ülkede merkezi devletin gücünü de zayıflatır, bölgeler arasında rekabet başlar, geleneksel yabancı düşmanlığı hortlar. Çin 1920-30'larda yaşadığı kaosun içine yuvarlanır yeniden. Bundan yine o dönemde olduğu gibi en çok Japonya yararlanır.
NATO BİTER
2020'de Rusya ve Çin'in zayıflaması iki ülkenin sınırlarını savunmasız hale getirir. Türkiye'nin de dahil olduğu komşu ülkeler tarafından bir avlanma cennetine dönüşür Avrasya.
Japonya, Rusya'nın doğu kıyılarına ve Çin'in doğusuna gözünü diker. Çünkü nüfusu 107 milyona düşmüştür, bunun 40 milyonu 65 yaşın üstündedir. Enerji kaynakları tükenmiştir. Geleceğini garanti altına almak için bölgesel bir lider olmaya çalışmalı, Rusya'nın yeraltı kaynaklarından yararlanmalıdır.
Türkiye ise, Kafkasya'dan kuzeye doğru ilerleme niyetindedir. O sırada Polonya şahlanır. Rusya'ya doğru ilerlemeyi planlar; hem eski sınırlarına dönmek hem de Rus tehdidini tamamiyle bertaraf etmek istemektedir. Peşine de Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerini takar.
Bütün bunların uluslararası sonuçları müthiştir. Bir kere Avrupa'daki Fransız-Alman üstünlüğü yerini Polonya liderliğinde Doğu Avrupa ülkelerinin üstünlüğüne bırakır. Fransa ve Almanya'nın Polonya'nın istilacı ruhuna karşı küçük Baltık ülkelerini savunmakta çekimser davranması, NATO'yu pratik olarak bitirir.
Friedman'ın 1996'da kurduğu, yaklaşık 70 analistin çalıştığı Teksas merkezli Stratfor (Strategic Forecasting Inc.), dış politika ve ekonomi konularında Pentagon dahil pek çok kuruluşa danışmanlık yapıyor. Analistlerinin çoğu eski CIA ajanı, o yüzden de Stratfor için ABD'de "gölge CIA" diyorlar. Friedman, kehanetlerini jeo-politikaya ve tarihe dayandırıyor. Tahminleri ABD halkı tarafından da çok ilgi görüyor. Örneğin 2004'te yayınladığı "America's Secret War" (Amerika'nın Gizli Savaşı) çok satmış, hakkında çok konuşulmuştu.
NEO-HALİFELİĞİN MERKEZİ TÜRKİYE
Bugün dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi olan Türkiye 2020'de 10'uncu sıraya yükselir. Rusya'nın çöküşüyle birlikte hem Avrasya'nın hem de Arap dünyasının en güçlü aktörü haline gelir... Türkiye'nin tarihi düşmanlarından Yunanistan, Balkanlar'daki kaos nedeniyle giderek güçsüzleşmiştir. Arap Yarımadası da, sadece petrole dayalı ekonomisiyle bir krizin eşiğindedir.
2020'ye yaklaşırken ABD'ye karşı son kozlarını kullanan Rusya'nın karıştırdığı Ortadoğu ve Balkanlar savunmasız ve güçsüz durumdadır. Türkiye için büyük fırsat! Bu fırsatı değerlendirecektir:
Etkisini Kafkasya'nın kuzeyine, Rusya ve Ukrayna'ya kadar ilerletir, Don ve Volga ırmaklarının arasındaki vadiye oturur, Rusya'nın tarım cennetine kurulur.
Kazakistan'ı din kartını kullanarak hakimiyeti altına alır, Orta Asya'ya iyice yerleşir. Artık Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir. Kırım ve Ukrayna'nın Odessa şehri bütün alışverişini Türkiye'den yapmaya başlar.
Asıl amaç hem Karadeniz hem Akdeniz'i kontrol etmektir: Bölgesel güç olmak istiyorsan bu şarttır. Bunun için de Türkiye Avrupa ülkelerini Boğaz'dan uzak tutmaya çalışır. Giderek büyüyen sınırlarını korumak için Balkanlar'ı da kontrol altına almak ister. Tabii orada çıkarları, o sırada sıkı bir ABD müttefiki haline gelen Macaristan ve Romanya ile çatışacak, taraflar Ukrayna'da kafa kafaya gelecektir.
Irak ve Suriye'de karmaşa vardır, Kürtler tam "Kendi ülkemizi kurmanın sırası" diye düşünürken Türkiye bu iki ülkeyi de kontrol altına alır. Bununla da yetinmez Arap Yarımadası'na kadar iner.
Türkiye'nin Akdeniz rüyasını gerçekleştirecek gelişme, Mısır'daki bir iç savaş sayesinde yaşanır. İslam dünyasının en önemli gücü haline gelen Türkiye, Mısır'daki huzursuzluğu bastırmak için bölgeye barış gücü gönderir. Böylece oraya da yerleşir ve Süveyş Kanalı'nı kontrol altına alır. Artık Kuzey Afrika'ya doğru ilerlemek çok daha kolaydır.
Ortadoğu'da Türkiye hakimiyetine girmeyen iki ülke kalmıştır: İran ve İsrail. İsrail direnir ama dört bir taraftan Türkiye'yle çevrilmiş durumdadır. Körfez'e hakim olan Türkiye, pratik olarak İran'ı da köşeye sıkıştırmıştır.
Ortadoğu'daki bu hakimiyetin sadece ekonomik ve askeri boyutta kalmasını yeterli görmeyen Türkiye işin içine dini de katar. Tam bir "halifelik" gibi davranır. Bu arada Osmanlı döneminin gücünü tüm dünyaya hatırlatmak istercesine başkenti de Ankara'dan İstanbul'a taşır. Böylelikle bölgedeki varlığını Müslüman ülkeler nezdinde meşrulaştırır.
Bu gelişmelerden hoşlanmayan ABD, boş durmaz ve bölgede Arap milliyetçiliğini körükler. Balkanlar'da da anti-Türk hissiyatı baş gösterir. Ne var ki büyük bir Avrasya ve Ortadoğu imparatorluğu haline gelmiş Türkiye için bunlar küçük sorunlardır.
2050-2052 ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI
á 2050'ye gelindiğinde dünya güçleri büyük bir gerilim içindedir. ABD, Türkiye'nin ve Japonya'nın Orta Asya ve Avrasya'daki hakimiyetinden son derece rahatsızdır. ABD'nin doğal müttefiki haline gelen Polonya, Ukrayna'yı ele geçirmesine ve Akdeniz'e inmesine engel olan Türkiye'yle çatışır. Türkiye ve Japonya da ABD'ye karşı ittifak kurar.
á ABD, Türkiye ve Japonya'yı büyük bir tehdit olarak görmesine rağmen ilk etapta sıcak savaşa girmek istemez. Türkiye ve Japonya'nın başka ülkelerin sınırlarına saygı göstermediğini, insan haklarını çiğnediğini iddia eder, ekonomik ambargolar uygular.
á Bu arada ABD uzayda müthiş bir insansız ordu kurmuştur. Yıldız Savaşı Sistemi adını verdiği teknoloji sayesinde uzayda oluşturduğu platformlardan dünyanın her yerine birkaç dakika içinde hipersonik insansız uçaklar gönderebilecek durumdadır. Bu platformlardan birini Türkiye'nin güneyine doğrultur. Ve ültimatom verir: Ukrayna ve Balkanlar'ın kontrolünü Polonya'ya ver, Kafkasya'dan çekil, Boğaz'dan istediğimiz gibi geçelim!
á Türkiye, ABD'nin ülkeyi parçalamak istediğine inanmıştır. Japonya'yı da yanına alarak savaşa girmekten başka çaresi yoktur. ABD'nin uzay sistemini hedef alan saldırı Kasım 2050'de Japonlar'dan gelir. Bundan sonra savaş hem uzayda, hem de karada devam eder. Türkiye, Polonya'dan kurtulmak için Almanya'dan yardım ister. Almanya, ABD'yi böyle bir savaşta yenmenin imkansız olduğunu bilmesine rağmen Türkiye'yi karşısına almamak için müttefik olmayı kabul eder.
á Üçüncü Dünya Savaşı 2052'de sona erer. Japonya, Türkiye ve Almanya harabeye dönmüştür. Neyse ki sivilleri hedef almayan ileri teknoloji uçaklar sayesinde sadece 50 bin kişi ölür. Sonuçta ABD'ye uzayda istediğini yapmasına imkan verecek bir anlaşma imzalanır.
á 2060'da hálá İslam dünyasının liderliğini elinde tutan Türkiye, Washington'la arayı düzeltir ve yeniden sevilen müttefikler listesine adını yazdırır...
Her şey eski hamam eski tas haline döner.
ŞİMDİ İSE BÜYÜYECEKLER VE KÜÇÜLECEKLER
2050 Yılında Dünyaya Hükmedecek 32 Ülke
Dünyanın en güçlü endüstrilerine ve teknolojilerine sahip ülkeler bundan 33 yıl sonra hala güçlü olacaklar mı? Hangileri daha zengin hangileri daha fakir olacak? Muhasebe firması PwC, dünyanın en büyük 32 ekonomisi için 2050 yılına ilişkin büyüme tahminlerini özetleyen bir rapor yayınladı. Bu ülkelerin, 2050 yılında, Satınalma Gücü Paritesi (PPP) ‘de ne sıralamada olacağını sizlerle paylaşıyoruz.
- Hollanda (2016 sıralaması: 26)
Azalan büyüme hızı, düşük doğurganlık gibi nedenlerden dolayı 2017'de dünyaya hükmeden batı ülkeleri 2050 yılına gelindiğinde göreceli olarak güçsüz duruma düşecek. Gelişmiş ekonomisi ve iyi yetişmiş insan nüfüsuna rağmen Hollanda 6 sıra gerileyerek 32. en büyük ekonomiye sahip ülke konumuna yerleşiyor.
- Kolombiya (2016 sıralaması: 30)
Düzgün ve sabit bir büyüme hızına sahip olan Kolombiya bundan 33 sene sonra da dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmaya devam edecek. 1 sıra gerilemesi öngörülen Kolombiya 2050'de 31. Sıraya yerleşecek.
- Polonya (2016 sıralaması: 23)
Doğu ve Orta Avrupa ekonomilerinin önümüzdeki on yıllar boyunca kıtanın batısındaki muadillerinden daha iyi sonuç büyümeleri bekleniyor. Buna karşın Polonya düşük nüfus artışıyla birlikte 7 sıra geriliyor ve 30. sıraya geriliyor.
- Arjantin (2016 sıralaması: 25)
Düzgün bir popülasyon ve ekonomi büyümesi öngörülen Arjantin, diğer Latin Amerika ülkelerine göre daha yavaş büyüyecek. Bu nedenle de 25. sıradan 29. sıraya kadar geriliyor.
- Avustralya (2016 sıralaması: 19)
Dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı yer olan Avustralya düşük büyüme hızı sebebiyle listede 9 sıra geriliyor ve 28. sıraya yerleşiyor.
- Güney Afrika (2016 sıralaması: 29)
Güney Afrika'nın nüfusu 2050 yılına kadar yılda yaklaşık% 0.5 oranında artacak ve uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik büyüme ülkeyi öne çıkarıyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Güney Afrika'nın 2016 yılında dünyanın en büyük 29 ekonomisinden, 2050'ye kadar 27'nci seviyesine çıkması bekleniyor.
- İspanya (2016 sıralaması: 16)
Sıralamada en ağır düşüşü yaşayan İspanya, 2016'da 16. en güçlü ekonomiyken 2050'de 26. sıraya kadar gerileyecek. Analistler bunu ekonomik performanstan ziyade çalışma çağındaki nüfustaki büyük düşüşe bağladı.
- Tayland (2016 sıralaması: 30)
Gelişmekte olan birçok ülkenin olduğu gibi Tayland da bu yarışın içince. Tayland ekonomisinin 2016 yılına göre beş sıraya yükselerek dünyanın en büyük 25'inde olması bekleniyor. Ekonomik büyüme tahminleri, olumsuz nüfus artışına rağmen önümüzdeki on yıllar için canlanıyor.
- Malezya (2016 sıralaması: 27)
Tayland'ın komşusu olan Malezya'nın da sıralamada yükselmesi bekleniyor. Yüksek büyüme hızına sahip ülke etkileyici bir performans sergileyip 24. sıraya kadar yükselecek.
- Bangladeş (2016 sıralaması: 31)
Sıralamalardaki diğer etkileyici bir artış, Bangladeş'in 31.sıradan 23. sıraya yükselişi. PWC'ye göre bu büyüme hükümetin ekonomik kalkınmayı sağlamasına ve ülkenin eğitim sistemini iyileştirmesine bağlı.
- Kanada (2016 sıralaması: 17)
Batı'daki diğer kaygısız gelişmiş ekonomilere katılan Kanada, 2050 yılına kadar sıralamada beş sıra kayma ihtimali var. Yine yavaşlayan demografik veriler ile etkileyici olmayan ekonomik büyümenin birleşimi bu düşüşü açıklıyor.
- İtalya (2016 sıralaması: 12)
İtalya'nın benzer, daha ciddi bir problemi var. Yaşlanan nüfus ve vasat ekonomik performansla mücadele eden Avrupa ülkesinin sıralaması 2016'da 12. en büyük ekonomisinden 2050'de 21'e inerken, Top 20 sıralamasındaki yerini de kaybetmesi bekleniyor.
- Vietnam (2016 sıralaması: 32)
Analiz edilen 2 ülke içerisinde en büyük sıçramayı Vietnam'ın yapması bekleniyor. Etkileyici şekilde 12 sıra yükselmesi beklenen Vietnam'ın bu şekilde büyümesi için ekonomik ve eğitimsel reformlar yapmaya devam etmesi gerekiyor.
- Filipinler (2016 sıralaması: 28)
Listede ikinci en büyük sıçramayı yapan da yine bir Asya ülkesi: Filipinler. Ekonomik büyüme rakamları fena olmasa da Filipinler'in büyük sıçramasındaki temel etken popülasyonundaki artış.
- Güney Kore (2016 sıralaması: 13)
Yavaşlama gösteren nüfus artış hızının bir diğer kurban olan Güney Kore, raporda yer alan 32 ülkenin çalışma çağındaki en büyük düşüşlerden birine tanık olacak. Sonuç olarak, ülke ekonomisinin 2050 yılına kadar beş basamak gerileyip 18. sırada kendisine yer bulması öngörülüyor.
- İran (2016 sıralaması: 18)
Senelik yüzde 0,4 nüfus artışı ve %5,5 ekonomi büyümesi beklenen İran sıralamada da bir basamak yükselip 17. sıraya yerleşiyor.
- Pakistan (2016 sıralaması: 24)
Pakistan'ın, Mısır ile birlikte, yılda % 1.4 ortalama artış ile en fazla nüfus artışına sahip ülke olması bekleniyor. Bu değişen demografik veriler, ekonomiyi 2050 yılına kadar 24'üncü sıradan 16. sıraya kadar yükseltecek gibi duruyor.
- Mısır (2016 sıralaması: 21)
Mısır'ın yılda% 1.4'lük hızlı nüfus artışı oranı ve yıllık% 6.6'lık GSYİH büyüme oranı, önümüzdeki yıllarda ülkenin mali durumunu önemli ölçüde artıracaktır. 2050 yılına gelindiğinde Mısır 21. sıradan 15. sıraya yükselmiş olacak
- Nijerya (2016 sıralaması: 22)
En fazla sıra yükselen 3. ülke olan Nijerya, Afrika'da en hızlı büyüyen ülke olma özelliğine sahip. PwC, Nijerya'yı ekonomisini çeşitlendirmek, altyapısını güçlendirmek ve yolsuzlukla mücadele etmek zorunda kalacağına işaret ettiği halde, ülkenin sekiz sıra yükseleceği ve 2050 yılına kadar dünyanın en büyük 14. ekonomisi olacağı öngörülüyor.
- Suudi Arabistan (2016 sıralaması: 15)
Ülke şu anda petrole bağımlı olduğu halde, Suudi Hükümeti'nin ekonomisini çeşitlendirmek için iddialı planları var. Yıllık büyümenin dinamik bir ortalama% 5.1 olarak beklendiği Suudi Arabistan, 2050'de 13. sıraya yükselebilir.
- Fransa (2016 sıralaması: 10)
Fransa, 2016'da dünyanın en güçlü 12. ekonomisinden 2050'de 10. sıraya kadar gerileyecek, diğer gelişmiş Batı Avrupa ekonomilerine kıyasla daha az ciddi bir düşüş olsa da Fransa'nın da kaderi diğer Batı ülkeleriyle aynı.. Fransa'nın çalışma çağındaki nüfusunun düz olması sebebiyle daha sakin bir düşüş bekleniyor.
- Türkiye (2016 sıralaması: 14)
Ve nihayet Türkiye! PWC'nin raporuna göre 3 basamak atlayarak dünyanın en sağlam 11. ülkesi konumuna yerleşiyoruz. Yüksek nüfus artışının yanında ekonomideki büyümeyi de devam ettirebilirsek, 2050 yılına geldiğimizde 11. sıraya yükselebiliriz.” Emerging Economies E7”'nin de bir üyesi olan ülkemiz ilk 10'a girmeye de aday.
- İngiltere (2016 sıralaması: 9)
PWC, Brexit'in İngiltere ekonomisine pek yaramayacağını düşünse de İngiltere yine de ilk 10'da kalmayı başarıyor ve listeye 10. sıradan giriyor. Yüksek iş gücü bilgisi ve finans merkezi Londra'ya sahip olması İngiltere'nin büyük kozlarından.
- Almanya (2016 sıralaması: 5)
Öte yandan Almanya, hiç de şanslı olmayabilir. Ülke ekonomisi 2016 yılında beşinci en büyük ekonomiyken 2050 yılına kadar dokuzuncu sıraya gerilemesi bekleniyor. Nedenleri? Son zamanlarda göç eden göçmen nüfusa rağmen, ekonomik büyümenin yılda sadece% 1.7 olması ve çalışan nüfusun azalması.
- Japonya (2016 sıralaması: 4)
4 sıra gerileyen Japonya da benzer dertlerden mustarip. Asya'nın eski güç kalelerinden Japonya, listedeki 32 ülke içerisinde en düşük büyüme oranına sahip; %1,2. Aynı zamanda popülasyonu da en fazla azalış hızına sahip; senelik %0,5.
- Meksika (2016 sıralaması: 11)
Donald Trump duvarı örse de örmese de Meksika ekonomisinin hızla büyüyeceği öngörülüyor. ABD'nin komşusu 4 sıra yükselip 7. sırayı ele geçirirse hiç şaşırmayın!
- Rusya (2016 sıralaması: 6)
Rusya dünyanın en büyük 6. ekonomisine sahip olmaya devam edecek. E7'de olmasına ve büyüme hızının artışına karşın nüfus artışının daha stabil olması Rusya'ya 6. sırada hayatına devam etmeyi vaat ediyor.
- Brezilya (2016 sıralaması: 7)
Brezilya ekonomisi istikrarlı bir şekilde büyümekte ancak Meksika ve Endonezya gibi diğer E7 ekonomilerinin patlayıcı büyümesinden yoksun. Bu nedenle Brezilya'nın 2016 yılında dünyanın yedinci en büyük ekonomisinden 2050'ye kadar beşinci büyüklüğüne yükselmesi öngörülüyor.
- Endonezya (2016 sıralaması: 8)
2050'de dünyadaki sayılı oyunculardan biri haline gelecek olan Endonezya yüksek büyüme hızı, nüfusu ve parlak geleceği ile listede 4. sıraya yerleşiyor.
- Amerika Birleşik Devletleri (2016 sıralaması: 2)
Güçlü ABD 2016'da dünyadaki en büyük ikinci ekonomisiyken 2050 yılına gelindiğinde 3. sıraya gerileyecek. Analistlere göre, nispeten yavaş nüfus ve yıllık GSYİH büyümesi düşüşün arkasındaki nedenler olacak.
- Hindistan (2016 sıralaması: 3)
Hindistan 2050 yılına gelindiğinde ABD'nin yerini kaparak 2. sıraya yerleşmiş olacak. Yıllık yüzde 7,7 büyümesi beklenilen ülke, 32 ülke içerisinde en büyük büyüme rakamlarına sahip ve ikinci sıra için epey güçlü geliyor.
- Çin (2016 sıralaması: 1)
Çin 2050 yılına gelindiğinde de dünyanın bir numaralı ekonomisi olmaya devam edecek! Hızla büyüyen çalışkan bir popülasyona sahip Çin'i ortalama yüzde 4,4'lük bir büyüme oranı bekliyor.
Gaybi Allah bilir. Bizim hadislerimiz var efendimiz var Rabbimiz var Kur'an var . Bu elin kahini saçmalıyor. Çoğu gavur bilimde kahinlikte İslam dünyasından aşırıyor.